Yerleşimci saldırıları Batı Şeria'da 107 topluluğu boşalttı
Human Rights Watch, şiddetin devlet tarafından yalnızca hoş görülmediğini, doğrudan desteklendiğini ve bu düzenin zorla nakil suçunu oluşturabileceğini söylüyor. BM verilerine göre yerleşimci saldırıları günde ortalama 6,6'yı buluyor.

Human Rights Watch, İsrailli yerleşimcilerin saldırılarının işgal altındaki Batı Şeria genelinde Filistinlileri topraklarından sürdüğünü belirterek, Ocak 2023'ten bu yana tamamen ya da kısmen boşalan 107 topluluk saydı; bunların arasında köyler ve kasabalar da var. Aynı dönemde yerleşim inşaatı, kayıtlara geçen en hızlı seyrini izledi.
Örgüte göre saldırılar 2026 boyunca sertleşti ve aynı anda birden çok biçim aldı: öldürülen insanlar, dövülen insanlar, geceleri korkutulan aileler, tahrip edilen ya da ateşe verilen evler ve araçlar. Geçim kaynakları da bedenler kadar doğrudan hedef alınıyor: hayvanlar çalınıyor ya da telef ediliyor, otlaklara ve suya giden yollar kapatılıyor; bu da hayvancılıkla geçinen bir topluluk için çekip gitmenin emredilmesiyle aynı anlama geliyor.
Bulgular, Ramallah ve Nablus çevresindeki yedi köyde ve Ürdün Vadisi'nde belgelenen saldırılara, 20 kişinin anlatımına ve video görüntülerine dayanıyor. İsrail güçleri kendilerine yöneltilen soruları yanıtlamadı.
Örgütün araştırmacılarından Sara Sunberg, İsrail makamlarının "yerleşimci şiddetini önlemekte yalnızca başarısız olmadığını, ona kolaylık da sağladığını" söyledi ve bunun ardındaki amacı "mümkün olduğunca çok toprağı mümkün olduğunca az Filistinliyle elde tutmak" diye tanımladı. Rapor, askerlerin yanında ya da gözleri önünde gerçekleştirilen ve durdurulması için hiçbir adım atılmayan saldırıları kayda geçiriyor.
Ölçeği Birleşmiş Milletler'in insani yardım verileri ortaya koyuyor. 2026'nın ilk dört ayında yerinden edilen Filistinlilerin sayısı 2025'in tamamındakini aştı; günde ortalama 6,6 yerleşimci saldırısıyla bu, şimdiye dek kaydedilen en yüksek oran. Temmuz sonu itibarıyla ikisi çocuk en az 15 Filistinli yerleşimciler tarafından öldürüldü; bu da yılın 2023 bilançosunu geçme yolunda olduğunu gösteriyor.
Rapora göre saldırganların arkasında bir tedarik hattı duruyor: İsrail devletinden gelen para, ekipman ve hukuki koruma; buna insansız hava araçları ile gece görüş dürbünlerinin finansmanı ve yerleşimlere bağlı devlet bütçelerindeki artışlar da dahil. Yeni yerleşimler ilan ediliyor, izinsiz kurulan yerleşim karakolları sonradan yasallaştırılıyor; böylece zorla alınan topraklar hukuken elde tutulan topraklara dönüşüyor.
Bunların pek azı mahkemeye taşınıyor. Hak örgütleri, yerleşimcilerin karıştığı davalarda mahkûmiyet oranını birkaç yıllık dönemde en fazla yüzde 3 olarak hesaplıyor ve şiddet artarken hukukun uygulanmasının gevşediğini söylüyor; bu boşluk, hedef alınan bir köydeki aileye kalırsa neyle karşılaşacağını anlatıyor.
Human Rights Watch, belgelediği uygulamaların, uluslararası hukukun ve bu arada Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin yasakladığı zorla nakil suçunu oluşturabileceğini bildirdi. Örgüt diğer devletlerden, olaya karışanlara hedefli yaptırım uygulamalarını, İsrail'e silah transferlerini durdurmalarını, yerleşimlerle ticareti yasaklamalarını ve ticaret anlaşmalarını yeniden ele almalarını istedi; cezasızlığın sorumluluğunun tek tek yerleşimcileri aşarak hükümet politikasına ve bunu desteklemeyi sürdüren devletlere uzandığını belirtti.